Uzman isim analiz etti: Mehmet Şimşek ile Nurettin Nebati arasında fark kalmadı

6

“Nas” ısrarı ile milyonların derin yoksulluğa sürüklendiği sürecin sonunda Erdoğan yönetiminin 180 derece çark ettiği ve ekonomiyi Mehmet Şimşek’e emanet ettiği süreç, sıkı para politikası ile enflasyonu düşürmeyi hedefledi. Yine faturanın dar ve sabit gelirlilere kesildiği programda enflasyonda görece bir gerileme kaydedildi.

2 yılın sonunda, şafak baskınıyla gelen İmamoğlu operasyonu piyasalarda deprem yarattı. Patlayan kuru tutmak için milyarlarca dolar yakıldı, borsadaki çöküşü durdurmak için olağanüstü tedbirler alındı. Yine de kayıp büyük.

Büyük çöküşü durdurmak için Merkez Bankası da ”Türk lirası Uzlaşmalı Vadeli Döviz Satışı-NDF” uygulamasına geçti.

Bu uygulama, 2021’de dönemin Hazine Bakanı’nın “NAS” krizi sonrası başlattığı Kur korumalı Mevduat’ı anımsattı.

KKM ile 1 trilyon lirayı aşan kur farkı ve faiz maliyetine katlanan hazine ve MB, yıl sonunda KKM’nin sonlandırılacağını ilan etmişti. Şimdi döviz piyasalarındaki olağanüstü hareketliliğe ve artan kur riskine çözüm olarak NDF işlemleriyle yeniden ‘kur güvencesine’ dönüş başladı.

Yapılacak NDF anlaşmalarıyla önümüzdeki dönemde döviz gereksinmesi olan işletmelerle, ithalatçı ve ihracatçılarla yapılacak vadeli satışlarda anlaşma başlangıcındaki kur ile vade bitiminde oluşacak kur arasındaki fark MB tarafından ödenecek. Vade bitiminde oluşan kur, anlaşma başlangıcının altında kalırsa bu kez karşı taraf MB’ye fark iadesi yapacak.

“TAMAMIYLA EV YAPIMI KRİZ”

Ekonomist Uğur Gürses, son yazısında piyasalardaki depremi, yarattığı yıkımı ve alınan önlemleri yazdı. “Türkiye seçime gitmeden, ekonomideki kesif sis bulutunun dağılması mümkün değil. Bu, iktidar mutfağında pişirilen ‘ev yapımı’ krizin yeni bir yoksullaşma dalgası yaratması kaçınılmaz” dedi.

“Tamamıyla ‘ev yapımı’ bir kriz, finansal piyasalara bomba gibi düştü” diyen Gürses, şu ifadeleri kullandı:

“2019’da başlayıp 2023 seçimlerine kadar geçen sürede yaratılan ‘kanamayı’ durdurma çabaları çöpe gitti. Adeta siyasi saiklerle bir fil züccaciye dükkanına sokuldu, ekonomi vazosunun da kırılması sonucunu getirdi.

Borsa Varlık Fonu alımlarıyla, kur Merkez Bankası müdahalesiyle tutulmaya çalışılıyor. Faizde de bazı tahviller Merkez Bankası alımlarıyla toparlanmaya çalışılıyor. Bıçak sırtı durum devam ediyor.

Asıl şu hikaye ortaya çıktı ki; son bir buçuk yılda tüm bu ‘ekonomide rasyonele dönüş’ hikayesinin özünde yapılan, amaçlanan hedef yeni irrasyonel siyasi hamleler için finansal yığınak oluşturmakmış.”

“NEBATİ İLE ŞİMŞEK ARASINDA FARK KALMADI”

31 Mart 2024 yerel seçimlerinde ekonomik göstergelerde iyileşme olduğunu ancak 19 Mart günü İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla piyasanın çöktüğünü, kurun zıpladığını, faizlerin patladığını ve borsanın sert düştüğünü hatırlatan Gürses, şöyle devam etti:

“28 Mart günkü TEFAS verilerine göre, para piyasası fonlarından çıkış, 644 milyar TL, serbest fon niteliğindeki para piyasası fonlarına ise 158 milyar TL’lik kayma olmuş. Nette ise toplam para piyasası fonlarından çıkış ise 487 milyar TL olmuş. Kabaca 13 milyar dolar. Nereye gitti dersiniz? İlk haftada döviz hesaplarında, parite etkisi arındırılmış biçimde 5.8 milyar dolarlık artış iyi bir gösterge.
Son bir yılda TL’yi teşvik etmek için TL yatırım araçları teşvik edilirken, TL tasarruf etmenin kalesi sayılacak para piyasası fonlarına zarar ettirmek, getirilerini düşürmek akla zarar bir düşüncesizlik. Bunu da hiç tartmadan yapan kifayetsiz otoritelerin ‘küçük yatırımcıları koruması’ mümkün mü?

Bu noktada, BES devlet katkısının yüzde 30’unun hisse senedine yatırılması zorunluluğu koyan Nebati yönetimi ile para piyasası fonlarına yüzde 10 devlet tahvili zorunluluğu getiren Şimşek yönetimi arasında hiç fark kalmadı.”

Mehmet Şimşek